11 Nisan 2011 Pazartesi

Hem Fast Hem Food -1-


Hiç "hazıra alışmışız millet olarak" diye inciterek başlamayacağım.Çünkü yalnızca bizim millete has bir sorun değil bu "fast food" yani "çabuk yemek" problemi.Zaten kimsenin bundan incineceğini de sanmıyorum.Hatta incinsenizde umurumda olmayacağını söyleyebilirim.
Gerçeği söylemek gerekirse, uyanmanız için çabalıyorsam umurumda olmamalı da.
Bu öyle bir problem ki, bütün insanlığı parmağında oynatıyor.Evet yaptığı tam olarak böyle tanımlanabilir.Hazır yemek, çabuk yemek, kulağa ne kadar da hoş geliyor zaten topluca uyuyan insanlık için.
Uyanmış olanlar üzerlerine alınmasınlar.
Aslına bakarsanız oturduğu yerden bir eşofman altı giyerek zayıflayacağını düşünen insanlıktan farklı bir davranış beklemekte yanlış olacak gibi. Herşeyi onun yerine yapan birileri ve birşeyler varken yemeğini neden kendisi yapsın ki?Banka onun yerine ödemeleri yapıyor,eşofmanı giyince zayıflıyor, eh yemeği de yapan varsa cennete hoşgeldiniz!
Keşke herşey bu kadar kolay olsaydı.Olmadığı için bu kadar hasta insanlar ve insanlık.Ne yiyorsanız osunuz.Hamburger yiyip sonrada sağlıklı olmayı dilemek için aklınızdan zorunuz olması lazım.Daha açık konuşamazdım kusura bakmayın ama başka alternatifiniz yok.
Bazı beslenme uzmanları, teknoloji geliştiği ve kadın daha çok çalıştığı için çabuk yemek yiyoruz diyorlar.Tabiki katılmıyorum.Sabah 7 de uyanıp elimde sefertasıyla 8´de gelen servise yetişip, 24:00´de de  eve dönerek çalıştığım çok aylarım oldu.Bunlardan bahsederek bu tezi savunanlarla cenk etmeyeceğim elbette ancak bazılarımızın -sürekli- böyle beslenerek hızlı ve ucuz bir ölüm yolu seçtiğinide söylemem lazım.Ee alışkındık zaten hazıra, arpadan ölsek ne olur :)
Hazır yemek sistemi diye birşey yaratacaksın ve sonra onu vazgeçilmez kılacaksın.Bu olsa olsa kontrolünü kaybetmişlerin işidir, ee kim kontrolü elinde tutabiliyor ki? oda ne kabülmü ediyorum değil değil...Hadi herkes çalışıyor evde, arada kaçamak pizza söylüyorsun onu anlarım (pizza diyorum bakın hala hamburger demedim:)) kaldı ki hazır ve çabuk yemeğe karşı olan bendenizde -bazen- pizza söylerken hiç vicdan azabı duymuyorum.Bakınız geçen günlerin birinde eve sipariş ettiğim favori pizzam afiyetlede yedim :)

Lakin benim demeye çalıştığım şu ki; "çalışıyorum vaktim yok"un arkasına sığınan hatta saklanıp "oh be kurtuldum" diyerek kurtulduğunu sananlar, o hazır ve çabuk yemek sistemini zenginleştirirken, yanılıyorsunuz hemde fena halde.
Bir ispanyol atasözü, alışkanlıkları önce örümcek ağlarına benzetir ve sonra elektrik kablolarına dönüştüğünü söyler.Filmlerde mutlaka görmüşsünüzdür.Bomba patlayacaktır ve sizden bir renk seçip o kabloyu keserek kurtulmanız istenir.Tüm bu olup bitenler aslında giderek hangisini kesersek kurtuluruza benzemeye başladı.Film sahnesinden pek farkı yok yaşadıklarımızın."Bir seferden birşey olmaz" diye başlayıp sistemin esiri olmuşsanız, örümcek ağlarınız kablolara dönüşmeye başlamıştır artık.Hele "vaktim yok çalışıyorum" bahanenizi bir de "çocuklarda var yetişemiyorum" ile süslemişseniz üzgünüm ama sizin için ben birşey yapamam kendi kablonuzu kendiniz keseceksiniz!
Fast food yani "çabuk yemek" yaşam tarzınız haline gelmişse, "ben hamburger yemiyorum lahmacun, pide tercih ediyorum sorun yok" deme lüksünüzün olmadığını da hatırlatmak isterim.Evet onlarda fast food.Hatta o çok masum sandığınız simitte...Ben değil Sağlık Bakanlığı söylüyor.Sanırım patates kızartması ve hamburgerde anlaşabilirdik sizinle ama dönerin,tostun hatta balık-ekmeğinde fast food olduğuna alışmanız biraz zaman alacak :)Biliyorum bazıları diğerlerine göre daha masum duruyor, yinede evde bildiğiniz yağlarla hazırlıyorsanız, dışarda yaptığınız kaçamaklara kendi kendinize göz yumabilirsiniz çokta acımasız olmayayım :)
Gelelim meselenin en can alıcı kısmına.Dışarda yediğiniz fast food yemeklerin çoğu hayvansal yağlarla yapılıyor ve doymuş yağ asiti içeriyor.Birçoğunda renklendirici ve aroma arttırıcı maddeler kullanılıyor.Tatlandırıcılar ve antimikrobiyal maddelerde cabası.
Peki nelere sebep oluyor bunlar.Hangi birini sayacağımı bilemedim.Koroner kalp hastalıklarından kansere kadar yolu var.12 saat aynı yağda kızartılmış patateste, kanser yapıcı nitroz bileşiğinin dışında vitamin aramayın diye  anlatıyorum.Zavallı patates, oysa ki şeker hastalığını bile önleme özelliği varken pişirilme tekniği yüzünden tam tersini yapmaya programlanıyor adeta.Yani gittiniz bir fast food lokantaya, hamburgerinizi tavuklu söyleyince daha az kalori daha az yağ diye kendinizi kandırıp mutlu olmayın onuda aynı tekniklerle pişiriyorlar ve siz kana çok hızlı karıştığı için pizzanızın hamuru daha çabuk acıkıyorsunuz.
O halde şişmanlıktan mı devam etmeliyim yoksa şeker hastalığından mı? yada biraz kemik erimesi alır mıydınız?Belkide Alzheimerden bahsetsem daha etkili olabilirim.Tansiyon ve kolesterol ise klasik olduğu için bunlardan birine sahip değilsen dışlanacaksın neredeyse :)Çoğu insanın kolesterolün ne olduğunu bildiğinden de emin değilim ayrıca :)Tabiki yine ben söylemiyorum bütün bunları, işinde uzman profesörler yazmışlar okuyalım diye.
Konunun çığrından çıkmasını istemediğim için kola içeren asitli içeceklerin fast foodlardaki -masum yüzlü parlatıcı- görevlerini tanımlayıp canınızı daha fazla sıkmayacağım.Siz zaten onu da biliyorsunuz ve buna rağmen içmeye devam ediyorsunuz.

Neden sinirlisiniz? uykusuzsunuz? huzursuzsunuz?Ayran içtiğiniz için olabilir mi acaba :)
Konuyu bir yerinden toparlamalıyım ancak olacak gibi değil, bu yüzden haftaya da bu konudan bahsedeceğim.Neler yapmalıyız? için haftaya görüşmek üzere...
Sağlıkla ve Afiyetle

Funda Yüce Gomez Solis


© 2011 benimyemekkitabim.com - Tüm hakları saklıdır

Hiç yorum yok:

Yorum Gönderme